parallax background

Beynimizin Patikaları

Kokusuz Günlerimiz
Mayıs 15, 2020
 

Ezberlemişim bir kere ve hiç de çıkmaz aklımdan, yalın haliyle birlikte ismin beş hali vardır: – i hali, – e hali, – de hali, – den hali. Yine ezberlemişizdir; su yüz derecede kaynar, ölçmeyiz ama bellemişizdir. Tabii ezberlemişizdir yine, yaşam ikiye ayrılır: Doğa yaşamı ve kent yaşamı.

Biz farkında olmadan beynimizin ezbere hareket eden mekanizması çalışır ve bu sayede çoğu işimizi kategorize ederek neredeyse farkına bile varmadan çözümlememizi sağlar. İnsan beyni pratikliği arar tekrar tekrar sonuca giden yeni yollar keşfetmemek için. Daha önceden oluşturduğu patika yollardan ilerler. Bundan sebep çocuk eğitimi zordur. Mesela, aynı şeyi binlerce kere söylememiz gerekir. Zekâsı yerinde olan bir çocuk beyni, eldeki çorapları makinanın içerisine değil de önüne atıvermeyi pratik bulduğundan böyle bir çözümleme yapar. Tabii bu durumda üzülen ebeveyn aynı şeyi tekrar etmeme rağmen niye öğretemiyorum yılgınlığını yaşar. Oysa eldeki çoraptan kurtulan beyin için işlem doğru bir şekilde bitmiştir. Mesela başka bir zaman da elinde bıçağı tutarken bir yandan da aynı eliyle su içmeye çalışır yeter ki sorun şıp diye çözülüversin. Çocuklarımızı eğitmeye çalışırken beyinin çalışma sistemini terse döndürmeye çalıştığımız için yüz kere bazı şeyleri tekrarlarız ve bu yüzden de bir insanı eğitmek, bir robot tasarlayıp hendek atlatmaktan zordur diyebiliriz. Aslında bunun zorluğunu kendimizden de biliriz; kaç kere tedbir almak ile alakalı kendimizi ikaz etmişliğimiz vardır ama beyin bazen ferman dinlemez, güvenliği ihmal ederek çullanır işin üzerine… Yeter ki bitsindir. Eğitim aslında insanı ahmaklaştırmak gibi bir şeydir, tabii beynimiz açısından!

İş çözme hızına zeval gelsin istemeyen beyin, olayları yeniden irdelemeye karşı bu yüzden dirençlidir çünkü pragmatist diyebileceğimiz bir özellik ile maluldür.  

Bundan dolayıdır ki insan, bazı şeyleri farkında olmadan kategorize eder. Mesela yaşamı, doğa ve şehir yaşamı diye ikiye ayırmamızda da benzer süreçler işler. Bir kere kategorize ettikten sonra şehir yaşantısında birçok şeyin zaten yapılamaz olduğunu kodlar ve mahrumiyet bile duymadan yaşarız. Artık ezberlemişizdir şehrin kıyısında yüzülmez, doğasına çıkılamaz diye…

Beynimizin ezberden hareket eden tarafı pratik bir yaşamı vaad etse de birçok yaşayabileceğimiz güzelliklerden de bizleri uzaklaştırır.

Doğadaki yaşama özenerek, emekliliği için bekleşen insanlarla doludur şehirler.

Peki doğa ve zevkle yaşamak hep şehirden uzakta mıdır?

Poyrazköy’de deniz banyosundan sonra ailecek tost yemek hiç pratik bir şey değildir ve bu yüzden de beyin, cep telefonuyla vakit geçirmeye yönlendirir bizi. Hayatlarımızdan merak etmek ve yenilik üretmeyi çıkardığından beridir şehrin doğal imkanlarını değerlendirmeyi de çoktan arka taraflara bir yere atmıştır ve yakın bir AVM en kolay çözümdür. Anlayacağınız beyinlerimiz, başına iş açılacakmış gibi hissettiği an size geri iş buyuran Anadolu kahvehanesindeki amca gibidir. Bu işi bitirmem lazım, çalışmana ihtiyacım var deseniz de ona göre aslında ne gerek vardır.

Peki Korona salgını etkileriyle birlikte ne oldu?

Bellediğimiz ezberler bozuldu ve hem de bir parmak şıkırdatması hızında. İş başa düşünce beyinlerimiz ortak bir karar vermişçesine yeni fikirler üretmeye başladı: Evlerde oyunlar oynandı, kamp kuruldu, tamiratlar yapıldı, ekmekler pişirildi ve spor yapıldı. Çünkü fikir üretmeye mecbur kaldılar. Anladık ki dürtülmeyen beyin çalışmıyor… Ve bence yaşamlarımızın ikiye ayrılmasından uzaklaştık bir nebze. Zannederim artık üçe ayıracağız kendisini: Bir şey yapmak istediğimiz üretken yaşam, bir şey yapmak istemediğimiz ezberden yaşam ve bir şey yapmak istemediğimizi bilmediğimiz yaşam.

Kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir